İnsanın bazı dönemleri berbat geçer hani. Bilirsiniz işte; işyerinde herkes terstir. Olmayacak acayiplikler olur. İstemediğimiz tiplerin kaprislerini çekmek insanı yorar.

Başımda kendi kendine patron kesilmiş bir sürü işe yaramaz adam…Hepsinde bir hava, bir poz. Kimsiniz ulan siz? Kardeş sen ne anlatıyorsun XXX XXXXXXX? Birden bire, bir bakmışım herşey kasvet dolmuş. Bin tane laf anlamayan adamla mücadeleden yorulunca, kafayı dinleyecek BİR yerim var: Motorum.

Bu gibi durumlarda sabahın köründe kalkıp, yavaş yavaş giyinirim. Merhum Barış Manço’nun “Kol Düğmeleri” misali, her taktığım korumada, giydiğim her katmanda, kafamdaki uğultu, ağır ağır uzaklaşmaya başlar. Ağır adımlarla motorumun yanına yaklaşırım. Çalıştırıp, en az 3-5 dakika üzerinde, kafam öne eğik, beklerim. Her silindirin ateşlemesinde kızgınlıklarım teker teker erimeye başlamıştır. Motorun metal blok içinde her dönüşünde korkularım, endişelerim buharlaşır. İçimdeki unuttuğum dingin okyanusun sükuneti yavaş yavaş bedenime yayılmaya başlamıştır artık.

Vitesi bire alıp gazı açtığımda, vır vır vır konuşan mutsuz eşler/manitalar, herkesi salak, kendini uyanık sanan salakların salaklıkları, herkesi ve herşeyi fırsat gören yam-yam, aç köpekler, araya karışmış hayat kadınları, çürümüş Roma kalıntısı ve pisliği taşıyan şehirler, cahiller, sadece bilgi hammalı-uygulama-sıfır entellektüeller, yapiler, netvörkçüler, nördler, hayatı moda sanan XXX karılar, blogcular, ovırklokçular, kafasında dönen break dance’çılar, şehir fırsatçıları, gericiler, bir onun bir öbürünün gözünü gösteren diziciler ve “artık patlasın XXXXX XXXXX” diye bağırmak istediğim dizi kültürü, omurgasız gazeteciler, başkasının parasıyla-karısıyla övünenler, başkasının parasına-karısına haset edenler (ne yapacaktın, sen mi evlenecektin o hatunla, be eşşek?), teknoloji köleleri, güzellik köleleri, banka sms’leri, fırsat mailleri, erkeklik organı büyütücüler, XX küçültücüler, makama tapanlar, özentiler, her gördüğünü isteyenler, hiç de gariban olmamasına rağmen kendine acıma bağımlısı garibanlar, hiç de dev olmamasına rağmen kendini dev görenler, okumuş tırsaklar, cahil tırsaklar, yalakalar, yancılar, sağduyusuzlar ve tüm bunların arasındaki çal-çene boş konuşmalar, hepsi ama hepsi geride kalır.

Gazı açarım ve hepsi kaybolur. Her virajda yeniden hayat enerjisiyle biraz daha dolarım. Her yanlamada tekrar hayata kahkahalarla gülmeye başlarım. Motorumla gün boyunca gazlamanın sonunda bedenim bitkin, yüzümde kocaman bir gülümseme, zihnim tertemiz, formatlanmış olarak inerim makinadan. Ertesi gün, itle-kopukla uğraşmaya hazır bir vaziyette pilleri doldurmuş olurum.

İyi gazlamalar

İlgili Yazılar